Son sayfadayız.

Yıl bitiyor.

Dönüp arkama bakıyorum bu geçen on iki ayda ne yaptım? Neredeydim? Ne izledim? Ne dinledim? Ne okudum?  Ya da ne öğrendim?

Evet, sormak istediğim tek bir soru var aslında ‘ne öğrendin Özgül?’ ‘Kendime iyi bakmayı, kendime iyi davranmayı.’ Biliyorum eski bir hikâye bu. Yüzlerce hatta binlerce versiyonunu okumuşsunuzdur. Ama bazen teoriler rahatlık bölgenizden çıkmaya yetmiyor. Pratiğe dökmek lazım. Öğrenmek lazım. Ben bunu öğrendim. 2019’da. Evet, bunca yıl sonra. Çeyrek asır yaşadıktan sonra.

Dışarıya değil kendime bakmayı öğrendim. İçime doğru dönüp dur ‘bir dakika sen istiyorsun?’ demeyi öğrendim. Bazen yanıtsız kaldım. Bazen şak diye yapıştırdı cevabı içimdeki ses ki bu cevaplarla yüzleşmek her zaman kolay olmadı. İstenilen şey rahatlık bölgenin dışındaysa vazgeçmeye meylediyor insan. Rahatlık bölgesi dediğim kısım bir içinde güvende hissettiğimiz düşünce ve davranış biçimi. En risksiz ve alışkın olduğumuz olan.

Mesela kediden korkmaya alışmış bir ben kedi korkusunu yenmeye çalışırken sürekli bahaneler ürettiğimi fark ettim. Belli bir zamandan sonra kediden değil korkumun yok olmasından korkmaya başlamıştım çünkü tüm korkularımı bir nesne üzerinde yoğunlaştırmıştım ve benim rahatlık bölgemdi. Bu duygu ile yıllarca pratik yaptıktan sonra olanla yüzleşme ve bu alışkanlığı bir anda yok etmek aslında rahatlık bölgenin dışına çıkmaktır. Merak etmeyin korkumu yendim. 2017’de. Ama yaptığımın farkındalığını zamanla edindim. Koşuşturmaca da insan bazen resimden çıkıp kendine bakamıyor. Ama 2019’da ben kendime baktım.

Dışarıyı, insanları değil kendimi sorgulamaya başladım, yargılamak değil. Sorguladım. Şefkatle sordum. Ben ne istiyorum? Ben ne hissediyorum? Özellikle insan ilişkilerimde yaptım bunu.

İnsanlarda rahatlık bölgemizin içinde olabilir bize hissettirdikleri de. Bu hisler bizi rahatsız ediyorsa onların hayatımızdan gitmesine izin vermeliydik ya da kalkıp gitmeye, uzaklaşmaya cesaret etmeliydik. Bu herkes olabilir. Önce eğilip içine sonra kaldırıp başını önüne bakınca görmek zor olmayacak. Yüzleşmek belki biraz.

Ama rahatsız edici bu duygular (bunu siz nasıl tanımlamak isterseniz öyle tanımlayın, huzursuzluk – mutsuzluk  – kızgınlık – kırgınlık – değersizlik – üzüntü…) uzaklaşınca boşalan koltuklar yeni insanlarla doldu ve hepsi yanında yeni hikâyeler getirdi.

Başta hayatımda olanlardan ve sonra yeni gelenlerden sevgiyi, şefkati daha yakından öğrendim.  Hepsine çok teşekkür ederim. Bana kattıkları ve katmadıkları her an için. Bazen bir insanın size ne yaşattığından çok ne yaşatmadığı da önemli. O yüzden 2019’da en çokta sahip olmadıklarıma şükretmeyi öğrendim.

İşte 2019 böyle bir yıldı. Bu da yılımın son sayfası olsun.

2020’de ne mi yapacağım?

Kendime daha iyi bakacağım. Siz de aynısını yapın.

Not: Fotoğrafı tüm bunları düşünürken çektim.

Györ, Macaristan

Aralık, 2019

Şimdiden iyi yıllar

Ö.G